Imperia Online Turkey  
Nisan 10, 2021, 04:15:18 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 [3]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ATATÜRK anıları köşesi  (Okunma Sayısı 8369 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Edessa
Buny@S
Global Moderator
*

Karma: +185/-50
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 707


Can evimden baktım sana İstanbul!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : Haziran 07, 2011, 07:40:30 ÖS »

TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
- Binbaşı mısınız?
- Hayır.
- Albay mı?
- Hayır.
- Korgeneral mi?
- Hayır.
- Peki nesiniz?
- Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
- Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

Sakarya Meydan Savaşı'nın kazanılmasından sonra, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya, Millet Meclisi, 19 Eylül 1921'de kanunla ''Müşir'' (Mareşal) rütbesi ile ''Gazi'' unvanı verdi.

Mustafa Kemal'e, Milli Mücadele'nin başında Erzurum'da bulunduğu sırada, kendisini İstanbul'a çağıran Saray ile 8-9 Temmuz 1919 gecesi yaptığı telgraf görüşmesinde; resmi memuriyetine son verildiği bildirildi. Mustafa Kemal Paşa da Harbiye Nezareti'ne ve Padişah'a, ''resmi vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifa ettiğini'' bildiren telgraf gönderdi. Hiçbir rütbe sahibi olmayan Mustafa Kemal, ''milletinin sinesinde'' mücadelesini sürdürdü.

Sakarya Meydan Savaşı öncesinde Mustafa Kemal'e, Millet Meclisi, 5 Ağustos 1921'de ''Başkomutanlık'' verdi. Savaşın, 13 Eylül'de kazanılmasının ardından, ''Garp Cephesi Komutanı'' İsmet (İnönü) Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa, cepheden, ''Edirne Mebusu İsmet ve Kozan Mebusu Fevzi'' imzalarıyla Meclis'e 15-16 Eylül 1921'de gönderdikleri tarihi önergeyle, Mustafa Kemal'e ''Müşirlik'' rütbesi ile ''Gazilik'' unvanı ''tevcihini'' önerdiler.


http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tbmm_basin_aciklamalari_sd.aciklama?p1=29585
« Son Düzenleme: Haziran 07, 2011, 07:42:35 ÖS Gönderen: Edessa » Kayıtlı

"Gölgede duranın, gölgesi olmaz" diyerek güneşe çıkıp, kavrulmaya başladım. Kendi gelecekleri uğruna kavrulmayı göze aldıklarım başkalarının gölgesinden hiç çıkmadılar.
sniper
Binbaşı
*****

Karma: +562/-326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 513


oяιgιиαℓ ρяσfιℓє ® ║▌│█│║▌║││█║▌║▌||||||║


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #31 : Haziran 07, 2011, 07:56:33 ÖS »

İlkokuldan beri ezbere bildiğimiz, kalıplaşmış bir cümle vardır.  “Atatürk 19 Mayıs 1919 ‘da Bandırma Vapuru’yla Samsun’a çıktı.” Oysa bu cümlenin altında neler neler yatar. Uğruna canımızı verebileceğimiz kadar sevdiğimiz ülkemizin ilk temellerinin atıldığı bu önemli günle başlayan uzun süreçte  neler yaşanmış, ne zorluklar çekilmiş, ne fedakarlıklar yapılmış..

O günlere dair bir anı Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul’un yazdığı “Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar” adlı kitaptan bir anı

Muzaffer Kılıç anlatıyor:

Galata rıhtımından 16 Mayıs günü akşam üzeri kalkan bir motorla Bandırma Vapuru’na geldik. Vapur Kızkulesi açıklarında demir atmış bizi bekliyordu. Hemen hareket ettik.

Karadeniz’de müthiş bir dalga vardı. Vapurumuz denizde fındık kabuğu gibi sallanıyordu. Bizleri deniz tutmuştu. Deniz biraz durulunca güverteye çıkıyor, biraz hava alıyorduk. O zaman Atatürk de kaptan köşküne çıkıyor, kaptana emirler veriyordu.

18 Mayıs günü, öğleye doğru Sinop’a gelindi. Deniz biraz sakinleşmişti.

Sinop açıklarında vapurumuz demirledi.

Atatürk, Samsun’da ordu müfettişi olarak gösterişli bir karşılama yapılsın istiyordu. Bu ilgiyi kendisi için istemiyordu, fakat hem dış güçlere karşı bir gözdağı olur, hem de morali bozulmuş halk üzerinde etkileyici bir rol oynar düşüncesinde idi. Çünkü Samsun’a bile bir ingiliz kontrol birliği yerleşmiş; yöredeki bütün milli hareketleri kontrol ediyor ve gerekli önlemleri Osmanlı hükümeti’ne aldırıyordu. Bu nedenle, gemiye istenen sandalla sahile çıkıp telgrafhaneden, Samsun Tümen Komutanlığı’na , Samsun’a gelmekte olduğumuzu bildiren bir telgraf çektik. Bazı ihtiyaçları da alarak gemiye döndük. Hemen hareket edildi.

Fakat denize açılınca vapur yine sallanmaya başladı. Hepimiz sarhoş gibiydik. “Allahım, sahile hayırlısı ile bir çıksak” diye dua ediyorduk.

Nihayet 19 Mayıs 1919 günü sabah altı sularında gün ağarırken Samsun görüldü. Deniz de iyice sakinlemişti. İnmek için hazırlıklara başladık. Hepimiz perişandık. Sağ salim karaya çıkacağımız için Allah’a şükrediyorduk.

Bir ara vapurun güvertesine bir göz attım. Bir de baktım ki, Atatürk traş olup, tertemiz paşa elbiselerini giyinmişler; sağasağlam ve dipdiri, bir heykel gibi, bir kuvvet ilahı gibi elleri arkalarında Samsun’a bakmıyorlar mı?

Sanki fındık kabuğu gibi üç gündür sallanan bu vapurla O yolculuk yapmamışlardı.

Ben, O’nu görünce halimizden utandım.Çünkü, Atatürk de bir kara subayı idi. Kendileriyle ta Halep’ten beri beraberdim.

Belki de , on defa açık denizde yolculuk yapmamışlardı. Hemen kamaralarımıza koşarak kendimize çeki düzen verdik. Traş olup kılık kıyafetimizi de Atatürk’e göre düzelttik. Sonra küçük bir sandalla sahile çıktık.

Sahilde bizi, derme çatma bir bando ve oradan buradan toplanan derme çatma küçük bir askeri birlik ve halk karşıladı.

Sahile çıkar çıkmaz, emrindeki bütün askeri birlik ve idare amirliklere telgraf çektirerek son askeri durum hakkında acele rapor ve bilgi vermelerini emrettiler.
Kayıtlı

Her Hakkı Saklıdır ®
|l|lllll|lll||ll||lll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³
Tutku
[██████████████████] 100%


Romantik [ Sadece Birine ]
[██████████████████] 100%


Sevmek [Ölümüne]
[██████████████
sniper
Binbaşı
*****

Karma: +562/-326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 513


oяιgιиαℓ ρяσfιℓє ® ║▌│█│║▌║││█║▌║▌||||||║


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #32 : Haziran 10, 2011, 10:20:56 ÖS »

Atatürk'ün amerikaya seslenişi ;

http://www.izlesene.com/video/ataturkun-amerikaya-konusmasi/440048  
Kayıtlı

Her Hakkı Saklıdır ®
|l|lllll|lll||ll||lll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³
Tutku
[██████████████████] 100%


Romantik [ Sadece Birine ]
[██████████████████] 100%


Sevmek [Ölümüne]
[██████████████
sniper
Binbaşı
*****

Karma: +562/-326
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 513


oяιgιиαℓ ρяσfιℓє ® ║▌│█│║▌║││█║▌║▌||||||║


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #33 : Haziran 16, 2011, 06:02:12 ÖS »

Atatürk'ü seviyorum çünkü Atatürk ne koyu bir sağcı kadar faşist, ne koyu bir solcu kadar komünist ruhluydu.

Atatürk'ü seviyorum çünkü Atatürk ne camiye inançsız girecek kadar dinsiz ne de inançlarıyla boğulacak kadar yobazdı.

Atatürk'ü seviyorum çünkü Atatürk ne cahilliğin pençesinde boğuldu ne de bilgeliğin ellerinde halkına yüksekten baktı.

Atatürk'ü seviyorum çünkü ASLA SATILMADI,ASLA SATMADI.......
Kayıtlı

Her Hakkı Saklıdır ®
|l|lllll|lll||ll||lll
²¹°¹³²¹³ °¹²¹³¹³
Tutku
[██████████████████] 100%


Romantik [ Sadece Birine ]
[██████████████████] 100%


Sevmek [Ölümüne]
[██████████████
hellboy80
Çavuş
**

Karma: +137/-165
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 69



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #34 : Aralık 15, 2011, 01:46:25 ÖS »

yıl 1934, o dönemde milli eğitim bakanlığı ulus'tadır. bakan ise niğdeli abidin özmen'dir. bakan, makamında çalışmaktadır. kapı çalınır. bakanın gür sesi:

"giriniz!" atatürk'ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. konuklara yer gösterir ve zarfı açar. atatürk'ten gelen bir mektuptur bu:

"bay abidin özmen, milli eğitim bakanı..."

abidin özmen zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur:

"yaver bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın..."

bu, atatürk'ün bir emridir. kesinlikle yerine getirilecektir. bakan özmen, orta öğretim genel müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:

"yaver bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların haydarpaşa lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine atatürk'ün ismini yazdırarak bana getiriniz." der.

bakanın emri yerine getirilmiştir. abidin özmen de kısa bir mektup yazarak yaver bey'le atatürk'e yollar.

mektubun içeriği şöyle:

"muhterem atatürk, yaver bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. ancak, arkasında türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu ve cumhurbaşkanı atatürk gibi biri bulunduğu için; bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği haydarpaşa lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum..."

atatürk bu mektup üzerine, devrin başbakanı ismet inönü'ye telefon ederek:

"bak senin milli eğitim bakanın bana ne yaptı." diyerek olayı anlatmış.

inönü, bakan adına özür dilemiş. atatürk:

"yok! demiş özür dileme. çok memnun oldum. keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse."

tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan bakanın yeğeni yüksek mimar h. rahmi özmen, 15.08.1985 günü bu mektubu gazeteci yazar vahap okay'a iletir.

o da 15.09.1985'te gazetesinde yayımlar.

işte devlet böyle kurulur, devlet böyle adamlarla yönetilir...

mustafa kemal in bakanları böyleydi.
Kayıtlı
yineben
Teğmen
***

Karma: +12/-84
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 110


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : Kasım 19, 2012, 07:30:30 ÖS »

şu konuya emek veren sizleri yürekten kutluyorum. şayet bir tanrının huzuruna çıkarsak benden + sevap point alacaksınız.  Wink
Kayıtlı
Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.12 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!