Imperia Online Turkey  
Nisan 17, 2021, 04:57:57 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2 3 ... 16   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sevdiğiniz şiirler...  (Okunma Sayısı 68126 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Styks
Tercüman
Translator
*

Karma: +482/-145
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 299


İşte meydan! İşte can!


Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 15, 2009, 12:03:25 ÖÖ »

Herşey sende gizli...

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…

Can yücel


Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...
Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaşlarindan etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını
kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabaliklarin arasında kaybolmak...
Ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin...
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin...
Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
Ilaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin
...
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin...
Telefonun çalmasini bekleyeceksin...
Aramayacagini bile bile...
Her çaldiginda yüregin ağzına gelecek...
Ağlamakli konuşacaksın arayanlarla...
Yüreğin burkulacak...
Canın yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
Defalarca aradığı günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret
edeceksin...
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yasayacaksın...
Buna yaşamak denirse...
Razı mısın bütün bunlara...?
Hazir mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde aşık olabilirsin

CAN DÜNDAR


Sizin ?
Kayıtlı

Lütfen sadece çeviri hatalarında bana mesaj atın.
_LoNeSoMe_
BaybarS / muptiii ١٩٥٤
Teğmen
***

Karma: +53/-24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 109



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Mayıs 15, 2009, 12:55:00 ÖÖ »

MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Cahit Sıtkı TARANCI

KALBİM

Kalbim
Neden hep olmazlarda
Neden hep çıkmaz sokaklarda
Kalbim
Dayanmak artık kolay değil
Bırakacak gibisin yarı yolda
Sevdin olmadı
Bir dünya istedin kardeşçe
Olamadı

Fikret KIZILOK

MIRILDANDIKLARIM

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
Giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'İçtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hâlâ bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
Senin ve benim , yani bizim için...

Murathan MUNGAN

GEÇEN ZAMAN

Hiç olmazsa unutmamak isterdim.
Eski geceler, sevdiklerimle dolu odalar...
Yalnız bırakmayın beni hatıralar.
Az yanımda kal çocukluğum,
Temiz yürekli uysal çocukluğum...
Ah, ümit dolu gençliğim,
İlk şiirim, ilk arkadaşım, ilk sevgilim...
-Doğduğum ev. Rahatlıyacak içim duysam
Bir tek kapının sesini.
Arıyorum aklımda bir ninni bestesini...
Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler.
Güneş, getir bir bayram sabahını.
Açılın açılın tekrar
Çocuk dizlerimdeki yaralar,
Hepiniz benimsiniz:
Mektebim, sınıflarım, oturduğum sıralar...
Yalnız hatırlamak hatırlamak istiyorum
Nerde kaldı sevgilim, seni ilk öptüğüm gün,
Rengine doymadığım o sema,
Ahengine kanmadığım ırmak.
Bırakıp herşeyi nereye gidiyorum?
Neler geçmişti aklımdan,
Nedendi ağladığım, nedendi güldüğüm?
Ah nasıldı yaşamak?

Ziya Osman SABA


Kayıtlı

Doğruyu konuşmak için iki kişi gerekir: Doğru söyleyen ve doğru anlayan.
imperialis
███Ų΅ĝ΅ų΅®███
Albay
******

Karma: +1018/-879
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143


Bi numara yokmuş ki 1 numaranızda


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Mayıs 15, 2009, 06:48:34 ÖÖ »

yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
yürümek;
yürekten gülerekten yürümek ...
NAZIM HİKMET



Benim düşlerimin içinde
O uyuyordu,duyuyordum.
Ben bir uykusunda onun,
Bir düş'ünde bulundum...
Uyuyordu,duyuyordu,
Avundum.

II

Benim düşlerimin içinde
O uyumuyordu,biliyordum.
Ben ne bir uykusunda onun,
Ne de bir düş'ünde bulundum...
Bulunsaydım,
Vururdum....
(Özdemir Asaf)sanırım  *SCRATCH*



Korku dağlarının yürekçisi,
Olum denizlerinin kürekçisi;
Öyle suskun oturuyor şişesinin basında,
İçtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi,

Onu kirmiş olmalı yaşamında birisi.
Dinledikçe susması, düşündükçe susması...
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.
(Özdemir Asaf)


Bir cam,
Aldanmış,
Kendini ayna sanmış
(Özdemir Asaf )

 *rose*
Kayıtlı

c4nsu
Asii(cadıı) - Kontes Dracula
Binbaşı
*****

Karma: +465/-420
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 890


ya sen...?


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Mayıs 16, 2009, 07:55:00 ÖÖ »

Akıl Gözü
seni bulmakdan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep hep yeniden başlamak isterim

ÖZDEMİR ASAF

       O AKŞAM

Ceviz kırıyorlar, bakıyorum;
Kabuğunu kırıyorlar cevizin.
Ceviz çıkıyor..
Sonra oyunlarına dalıyor çocuklar.

Ben de bir ceviz alıyorum
Cevizlerin içinden.
Deniz çıkıyor benim cevizimden,
Açılıyorum.

Gidiyorum o ceviz kabuğunda,
Çocukluğumun oyunsuz bahçelerinden.
Bir akşam o çocuk oyununda
Alnıma yazılan o hüzün denizinden.

ÖZDEMİR ASAF

Özdemir Asaf ı çok severim uzun süredir şiir okumuyorum kaptırdım kendimi romanlara hatırladıklarım bunlar =)
Kayıtlı

"Kişi başına düşen 'insan' sayısı her geçen gün azalıyor."
FORUM HEPİMİZİNN...!

'Bana göre bir ceset, canlı bir bedenin taşıyamayacağı bir güzellik ve saygınlık taşır.'
J
akpiyanist
Teğmen
***

Karma: +101/-37
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 159



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Mayıs 17, 2009, 10:21:30 ÖS »

MUSTAFA KEMAL


dağ başını efkâr almış
gümüş dere durmaz ağlar
gözyaşından kana kesmiş gözlerim
ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
ağlar ağlar cihan ağlar
mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
altmış üç ilimiz altmış üç yetim
yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
her geçen seni bizden parça parça götürür
mustafa'm mustafa kemal'im

diz dövdüm
gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
sakarya'nın suları nâmın söyleşir
hemşehrim sakarya öksüz sakarya
ankara'dan uçan kuşlar
kemal'im der günler günü çağrışır
kahrolur bulutlara karışır
gök bulut yaşmak bulut
uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir
mustafa'm mustafa kemal'im

nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
şol yüzünde güneş südü sıcaklık
ellerinden öperim mustafa kemal
senin dalın yaprağın biz senin fidanların
biz bunları yapmadık
sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
elsiz ayaksız bir yeşil yılan
yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
çün buyurdun kesenleri astılar
sen uyudun asılanlar dirildi
mustafa'm mustafa kemal'im


karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor
dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor
bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru
yattığı yer nur olsun mustafa kemal
ben ölümden korkmam diyor
korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu
değirmen döndü dolandı yıllar oldu
bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir
o bize öğretmedi kazan kaldırmasını
günahı vebali öğretenin boynuna
erdirip oldurana ana avrat sövmesini
yüreğim kırıldı kanım kurudu
var git karadeniz var git başımdan
mızıka çalındı düğün mü sandın
bir yol koyup gideni gelir mi sandın
mustafa'm mustafa kemal'im

ankara'nın taşına bak
tut ki baktım uzar gider efkârım
çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
gözlerimin yaşına bak
ankara kalesi'nde rasattepe'de
bir akça şahan gezer dolanır
yaşın yaşın mezarını aranır
şu dünyanın işine bak
mustafa'm mustafa  kemal'im







    Attila İLHAN
(Kendi sesinden dinlemenizi tavsiye ederim)
« Son Düzenleme: Mayıs 17, 2009, 10:38:28 ÖS Gönderen: akpiyanist » Kayıtlı

HERKES ÖLÜR AMA HERKES GERÇEKTEN YAŞAYAMAZ YAPTIKLARIMIZ SONSUZLUKTA YANKILANACAKTIR....
fnrbhce
Yüzbaşı
****

Karma: +92/-133
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 386



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Mayıs 18, 2009, 06:14:43 ÖÖ »

Sevipte Ne bulduk İçipte Ne OLduk Severken İsyankar İçerken Sarhoş Olduk Ask Dedik Sevda Dedik Sevilmeden Sevkat Bekledik Vurgun Yedik İsyan Ettik Hayatı Kendimize Zehir Ettik Ve Sonunda Anladıkki Biz Ne Ettiysek Kendimize Ettik Çünkü Biz Karşılıksız Sevdik
Kayıtlı


akpiyanist
Teğmen
***

Karma: +101/-37
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 159



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Mayıs 18, 2009, 10:52:34 ÖÖ »

Sevipte Ne bulduk İçipte Ne OLduk Severken İsyankar İçerken Sarhoş Olduk Ask Dedik Sevda Dedik Sevilmeden Sevkat Bekledik Vurgun Yedik İsyan Ettik Hayatı Kendimize Zehir Ettik Ve Sonunda Anladıkki Biz Ne Ettiysek Kendimize Ettik Çünkü Biz Karşılıksız Sevdik

yazarı kim bunun güzelmiş Smiley
Kayıtlı

HERKES ÖLÜR AMA HERKES GERÇEKTEN YAŞAYAMAZ YAPTIKLARIMIZ SONSUZLUKTA YANKILANACAKTIR....
SkiER
SiCiL
Binbaşı
*****

Karma: +153/-145
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 723



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Mayıs 18, 2009, 06:18:09 ÖS »

BİR YAZ GECESİ HATIRASI

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle,
Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb
Oklar gibi saplanmada kalbe,
Düştükçe semâdan yere mehtâb...

Bûseyle kilitlenmiş ağızlar
Gözler neler eyler, neler işrâb;
Uçmakta bu âteşli havâda
Vuslat demi, bir kuş gibi, bîtâb...
(Ahmet HAŞİM)


GENÇ YAŞIMDA FELEK VURDU BAŞIMA

Genç yaşımda felek vurdu başıma,
Aldırdım elimden iki gözümü.
Yeni değmiş idim yedi yaşıma,
Kayıbettim baharımı, yazımı.

Bağlandım köşede, kaldım bir zaman
Nice kimselere dedim el'aman.
On onbeş yaşıma girince hemen,
Yavaş  yavaş düzen ettim sazımı.

Üçyüzonda gelmiş  idim cihana,
Dünyaya bakmadım ben kana kana.
Kader böyle imiş, çiçek bahana
Levh-i kalem kara yazmış yazımı.

Geçirdim ömrümü hevayı heves,
Derdim bir kimseye değildir kıyas,
Her zaman, her vakit kalbimde bu yas,
Çarh-ı  devran güldürmedi yüzümü.

Bir vefasız zalım yâre bağlandım,
Tarih üçyüzotuzbeşte evlendim.
Sekiz sene bir arada eğlendim,
Zalım kâfir yetim koydu kuzumu.

Ele geniş, bana dünya dar oldu,
Tahammülsüz gönlüm bikarar oldu.
Günüm zindan, gecelerim zâr oldu,
Kader ile bölemedim kozumu.

Veysel der dünyaya ben niye geldim,
Her zaman ağladım, ne zaman güldüm?
Gönlüme teselli kendimde buldum,
Sabır ile teskin ettim özümü...
 
(Aşık Veysel Şatıroğlu)


SON ŞİİRİ

Selam saygı hepinize,
Gelmez yola gidiyorum.
Ne şehire, ne de köye,
Gelmez yola gidiyorum.

Gemi bekliyor limanda,
Gideceğim bir ummanda,
Gözüm kalmadı cihanda,
Gelmez yola gidiyorum.

Eşim, dostum, yavrularım
İşte benim sonbaharım.
Veysel karanlık yollarım,
Gelmez yola gidiyorum...
 
(Aşık Veysel Şatıroğlu)
Kayıtlı

MotaRo
Binbaşı
*****

Karma: +576/-217
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 677



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Mayıs 21, 2009, 04:07:46 ÖÖ »

Tek Hece (Aşk)

Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim...

Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü.
Yangınımı söndürmedi kar benim...

Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim taç ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim...

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim'i,
Her oyunu bozan gizli zor benim...

Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı için kül eyledim Kerem'i.
İbrahim'in atıldığı kor benim...

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.
Hat'rım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.
Yunus'umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla'danım, hayır benim, şer benim...

Benim için yaratıldı Muhammet!
Benim için yağdırıldı o rahmet!
Evliyanın sözündeki muhabbet,
Enbiyanın yüzündeki nur benim...

Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
Görünmezim cismim de yok, resmim de
Dil üzmezim, tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim...

Cemal Safi.
Kayıtlı

MotaRo
Binbaşı
*****

Karma: +576/-217
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 677



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Mayıs 21, 2009, 04:39:43 ÖÖ »

KIYAMETE KIRK KALA
Can evindeki yerim hiç kolay dolmayacak
Bakışını terk eden umudun olacağım
Hiç bir gün mutluluğun dört dörtlük olmayacak
Evlat acısı gibi içinde kalacağım

Seni geçilmez gören gönül gücünü yendim
Vuslatından ziyade hasretini beğendim
Sabrımla sarf ettiğin saadet sermayendim
Kıymet körü kalbini kırıp kaybolacağım

Desende bu sevdayı başımdan savmalıyım
Yeniden sevilmeli yeniden sevmeliyim
Gözlerine nakışlı gönlüne dövmeliyim
Seni hep hasretimin hapsinde bulacağım

Ne bir dost ne bir ahbap yerimi tutmayacak
Ne bir söz ne bir sohbet seni avutmayacak
Durmadıkça yüreğin beni unutmayacak
Gözlerinden en tatlı uykunu çalacağım

Adını anmayacak kapını çalmayacak
Bana yükseldi gönlüm sana alçalmayacak
Gözyaşımın katresi sana kar kalmayacak
Faiziyle ödetip hıncımı alacağım

Hainin sonu hüsran hani dil -şad olunan
Çileni doldurmayan eksiğin kalacağım
Kıyamete kırk kala gelmesi vaat olunan
Şefaat beklediğin mesihin olacağım.

Cemal Safi.
Kayıtlı

devilkiss
Global Moderator
*

Karma: +653/-176
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1081



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Mayıs 21, 2009, 07:44:32 ÖÖ »

 DESEM Kİ 

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

 CAHİT SITKI TARANCI
Kayıtlı

Alim ile sohbet etmek, lalü mercan incidir. Cahil ile sohbet etmek, günde bin can incitir.
maskkk1
Ziyaretçi
« Yanıtla #11 : Mayıs 21, 2009, 08:16:19 ÖÖ »

Atatürk yoktu
Düşman coktu
Atatürk geldi
Düşmanı yendi

tek bildiğim şiir bu Grin k.bakmayın
Kayıtlı
imperialis
███Ų΅ĝ΅ų΅®███
Albay
******

Karma: +1018/-879
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1143


Bi numara yokmuş ki 1 numaranızda


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Mayıs 21, 2009, 12:15:17 ÖS »

Aşk 2 Kişiliktir

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

 ATAOL BEHRAMOĞLU




KENDİNCE

Bilirim her düştüğünde yalnızsındır
Ve her kalktığında nice dostlar
Emanet selamlarkayıptaki tüm katılanlar
Elçidir ömür bu merasimdeizniniz olursa kendince..!
Yasak edilen sözler geçidi yine başımda
Tutuklu bir benbir sen daha
Hükümlü bir panik ortamında
isimlerimiz hep sorguda
Çözülen aşkların toplamında iklim çelişkisi
Yaza yatık kışa ait bir dünya
Baharların ortancısı nezaketen duvarlar ardında
Pazarlık edilen bir bentartıda bir sen daha..
Uygar metinlere sığmayan yazılarım
hep karaladım
Kıvılcımla dar edilirken satırlarım
Başım diksaygıyla cüzzamlı o toprağa sığındım
Demlenirken sabır..!
Aşklar oynadım sokak aralarında
Hep mi ebehep demi yuman ?
Adalet içerisinde ipli bir oyunda kaybolan
Susması men edilen oyun oldum o yaşta
Azarlanırken aşklarım
aşık oldum belkide konuşmaya
Aşık olan bir ben aşık olduğum bir sen daha ...
(yazanı bilmiyorum)
« Son Düzenleme: Mayıs 21, 2009, 12:20:46 ÖS Gönderen: imperialis » Kayıtlı

_LoNeSoMe_
BaybarS / muptiii ١٩٥٤
Teğmen
***

Karma: +53/-24
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 109



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Mayıs 31, 2009, 09:14:37 ÖS »

İNSAN BİR YERDE KENDİNİ BIRAKMALI

İnsan bir yerde boş vermeli kurallara, düzenlere
İnsan bir yerde kendini bırakmalı
Hiçe saymalı düzenini dünyanın
Zamana karşı koymalı
Sıyrılmalı ayıplardan, korkulardan
Küçük hesapları bir yana atmalı
Yaşamalı şöyle alabildiğine
Büyük delilikler yapmalı
İçmeli
Sevmeli
Küfretmeli
Adam öldürmeli
Kendine bir başka gözle bakmalı
İnsan bir yerde boş vermeli kurallara, düzenlere
İnsan bir yerde kendini bırakmalı


Ümit Yaşar OĞUZCAN
Kayıtlı

Doğruyu konuşmak için iki kişi gerekir: Doğru söyleyen ve doğru anlayan.
arwen
Global Moderator
*

Karma: +612/-77
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 468


ben mevlana değilim önce adam ol sonra gel


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Mayıs 31, 2009, 09:28:59 ÖS »

MAL BEYANI
1-Avsa adasinda üç daire, dört üçgen, bes dikdörtgen
2-Gökyüzünde bi bulut
3-Bitlis'te beş minare
4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7-Palandökende bir palan, iki döken
8-Kastamonu'da üç kasto
9-Üç fay hattı
10-Bir çarsamba, iki persembe, üç cuma
11-Dünyada mekan
12-Ahirette iman
13-Denizde kum
14-Uzayda yerçekimsizlik
15-Bi çuval gazoz kapagı
16-Bi kibrit kutusu sigara izmariti
17-On sekiz saç biti
18-Biri ingilizce 6 adet küfür
19-Yirmi tane bos naylon po s et
20-Sevenlerin kalbinde kurulmus bir taht
21-Bi sürü saç sakal, kil, tüy, yün
22-Üç ayri parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
23-Bi ayakkabı çekeceği
24-Iki büyük taş kütlesi
25-Bir adet agaç gölgesi
26-Üç kuş kanadı sesi
27-Bi sürü kedi köpek
28-Bi marmara denizi
29-Camına yaslanip seyredilen iki piliç çevirmeci
30-Her aksam karıştırılan dört çöp bidonu
31-Çalıp çalıp kaçılan bes melodili apartman zili
32-Nakit 15 kuruş
33-anne babadan kalma yarısı yasanmış bi ömür




bide bu hoşuma gidiyor

Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım

Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.

Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...

Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde".

CAN YUCEL
Kayıtlı

İyi yaşlısı olmayan yerde iyi genç olmaz
Sayfa: [1] 2 3 ... 16   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.12 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!